25 Eylül 2013 Çarşamba

Viva Verdi - Bilkent Senfoni Orkestrası Konseri

Malum bu sene Guiseppe Verdi'nin 200. Doğum Yılı. Bu sebeple bir çok sanatçı özel olarak Verdi Albümleri çıkarttı. (Bu konuda bir post yazmayı düşünüyorum açıkcası). Bilkent Senfoni Orkestrası da bu sebeple sezon açılışında Verdi için bir gala konseri gerçekleştirdi geçtiğimiz haftasonu.


Konserde orkestrayı şef Işın Metin yönetirken, soprano Feryal Türkoğlu ve tenor Murat Karahan'a Ankara Devlet Opera ve Balesi Korosu eşlik etti.

Programda büyük bestecinin Nabucco, Il Trovatore, Rigoletto, Macbeth, La Traviata ve Aida operalarından uvertürler, korolar ve aryalar yer aldı.


Soğuk bir Ankara akşamında içimizi ısıtan bir konser oldu. Özellikle finaldeki Aida yorumunu çok beğendim.

13 Eylül 2013 Cuma

CerModern Açık Hava Film Gösterimi - I'm So Excited



Uzun zamandır gitmek isteyip de bir türlü denk getiremediğim CerModern'in açık hava film gösterimi etkinliğine bu hafta katılabildim. Şansıma da çok sevdiğim yönetmen Almodovar'ın '' I'm So Excited'' (Los amantes pasajeros) izleme şansına eriştim. Bir kere açık havada film izlemek büyük keyif (tabi malum olaylar nedeniyle tepemizde dönüp duran polis helikopterleri olmasa daha iyi olacaktı). salonlardaki mükemmele yakın ses ve görüntünün yanında derme çatma perde ve ses sistemi biraz nostalji havası yaratmadı değil.


Filmin özeti şu şekilde:
''Meksika’ya doğru yola çıkmış olan bir yolcu uçağının iniş takımları açılmamaktadır. Uçak acil iniş yapmak üzere kalktığı havalimanına geri döner ancak depodaki fazla yakıtı yakmak için birkaç saat boyunca İspanya üzerinde daireler çizmeye başlar. Uçuş ekibi durumu yolculardan saklamaya çalışsa da, çok geçmeden Business Class’ta oturan yolcular durumu fark ederler. Kabin görevlileri uçakta oluşan paniği engellemek için yolcuları sarhoş edip uyutmaya çalışırlar.  Uçak içinde giderek artan heyecan, alkol ve adrenalinin de etkisiyle, ekip ve yolcular arasında izleyicileri kahkahalara boğacak beklenmedik olaylar filizlenir.'' (1)

Filmin oyuncu kadrosu çok başarılıydı. Özellikle kabin görevlisi rolündeki 3 gay karakteri oynayan oyuncular iyi iş çıkarmışlar. Her ne kadar Antonio banderas ve Penelope Cruz da oyuncu listesinde yer alsalarda sadece açılıştaki 2-3 dakikalık seanta konuk oyuncu olarak yer almışlar. Komik belki biraz müstehcen ama kesinlikle çok eğlenceli bir filmdi.

Muhteşem Üçlü
Film için ayrıntılı bilgi için IMDB


Filme adını veren ve The Pointer Sisters tarafından seslendirilen eğlenceli şarkı içinse buraya...

Burada da filmin çok başarılı fragmanı

10 Eylül 2013 Salı

Ankara Engelsiz Filmler Festivali



Haftasonu Cermodern ve Armada'da düzenlenen Engelsiz filmler festivaline katıldım. Filmler görme engelliler için sesli betimleme, işitme engelliler içinse ayrıntılı altyazı ve işaret diliyle gösterildi. Herhangi bir engeli bulunmayanlar da kulaklıkla filmi orjinal sesiyle izledi. Programda cumartesi günü ''Gözetleme Kulesi'' filmini seçmiştim.

Filmin konusu kısaca şöyle:
Nihat ıssız bir ormanın tepesinde bir yangın gözetleme kulesine bekçi olarak sığınmıştır. Seher ise Tosya'da otoyol kenarında küçük bir otogara kendisini zor atmıştır. Başkalarından kaçarken birbirlerine denk gelen bu iki insan suçluluk duygularına karşı, kendi kendilerine verdikleri savaşı birlikte sürdürmek zorunda kalırlar.

Yönetmen Pelin Esmer'in aynı zamanda senaryoyu da yazdığı filmde başrollerde çok sevdiğim oyuncu Olgun Şimşek ve Nilay Erdönmez oynamışlar. Filmi beğendim ayrıca film sonunda yönetmenin katıldığı sohbet de oldukça verimli geçti. Özellikle görme engelli izleyicilerin yorumları ve engellerine rağmen filmde yakaladıkları ayrıntılar çok hoştu. Bu açıdan benim için de değişik bir deneyim oldu sesli betimleme olayı.

Pazar sabahı ise bana göre oldukça erken bir saat olan 10:30'da Armada'da bu sefer ''Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi'' filmini izledim aynı şekilde.


Filmin konusu şöyle:Tanınmış anayasa profesörü Celal Tan, çevresi ve ailesi tarafından sevilen, örnek gösterilen önemli simadır. Eşini kaybetmesinin ardından hayatını kurtardığı genç öğrencisiyle evlenmiştir. Ailesi Celal Tan'ın 65. doğum gününü kutlamak için kendisine sürpriz bir doğum günü partisi düzenler, fakat kutlama öncesi yaşananlar tüm ailenin hayatını değiştirecektir...
Onur Ünlü'nün yönettiği filmde Selçuk Yöntem, Ezgi Mola, Bülent Emin Yarar, Tansu Biçer, Türkü Turan, Güler Ökten ve Köksal Engür gibi başarılı oyuncular yer almış.
Filmi çoğu zaman kahkahalarla gülerek izledim ve yer yer komedi-dram karışımı klasik İtalyan filmlerinin havasını aldım. Oyunculuklar da çok başarılıydı.

Festival güzel düşünülmüş ve program seçimi, organizasyon son derece başarılıydı. Tek üzüntüm yeterince katılımın olmamasıydı.Bu güzel etkinlik umarım ilerki senelerde de devam eder.


6 Eylül 2013 Cuma

Tatil 2

Tatilde bol bol da müzik dinledim. Özellikle sahilde çalınan ve döne döne aynı şarkıları dinlemektense devamlı kulaklıkla dolaştım desem yeridir. En sık dinlediğim ve beğendiğim albümler şunlar oldu:

Nicki Parrott – The Last Time I Saw Paris

Anna Netrebko - Verdi

Valentina Lisitsa - Rachmaninov

Piotr Beczala - Heart's Delight


Alison Balsom - Sound Of The Trumpet

Lyambiko - Sings Gershwin


Eliane Elias - I Thought About You

Roberto Alagna - Pasion (Live)

Nino Machadze - Romantic Arias


5 Eylül 2013 Perşembe

Tatil

Sonbahar geldi ve ihmal edilmiş bloguma geri döndüm. En tembel bloggerlar kategorisinde uzak ara ödüle uzanırım galiba. Bu arada neler yapmadım ama tembellikten şuraya iki satır karalayamadım işte.
Hızlı bir özet yaparsak bakalım bu arada neler okumuşum:


Rizzoli ve Isles serisinin yayınlanmış (bizde) son kitabı. Bu sefer daha çok Maura Isles odaklı bir roman olmuş. Yazar yine tıbbi bilgilerini olay örgüsüne oldukça güzel yaymış. Yeni kitabı dört gözle beklemekteyiz.


Tarihi - kurgu romanlarını severek okuduğumuz eski bahriyeli İskender Pala'dan Barbaros ve o zamanki Akdeniz üzerine sürükleyici bir roman.


Behzat Ç. ile kendisine hayran olduğumuz Emrah Serbes'in (Çarşı grubu ve Gezi olayları sonrası hayranlığımız katlanarak arttı) erkek çocukların yeni yetmelik hikayelerine odaklanan hikayeleri. Tavsiye olunur.


Her kitabı bir öncekini aratan, artık iyice ticari bir markaya dönüşen J.C.Grange'ın son kitabı. Biraz japon sosu katılmış Fransız polisiyesi. Yine de okumadan edemedim.


Türk edebiyatının belki de en güzel hikayelerini yazan adamdan, eski konsoloslardan Vildan Bey'in kızı Nevin'in yaşamı anlatan bir roman.


Dizüstü edebiyatı serisinden french oje'nin son kitabı. İlk ikisini okumamıştım gerçi ama edebi değeri pek olmayan günümüz kadın-erkek ilişkilerine dair eğlenceli ve ilginç saptamalar. Olaylara hem erkek hem de kadınların gözünden bakmasıyla biraz da olsa orjinallik taşıyor. Kafa dağıtmak için hızlıca okunuyor zaten.


Klasik polisiye ve Raymond Chandler. Fazla söze ne hacet...



 Kız arkadaşı tarafından terk edilen bir adamın onu geri kazanmak adına 3 ay boyunca yaptıklarını günlük tarzında anlatan eğlenceli bir roman.Süpriz bir sonu var.


Yine Tess her zaman Tess. Bu kadın ne yazsa okurum.Nokta.