18 Nisan 2013 Perşembe

Alice Sara Ott ve Bilkent Senfoni Orkestrası Konseri

Bu yılın şimdiye kadar benim için en heyacan verici konseri bu hafta sonu gerçekleşti. Günümüzün en iyi piyanistleri arasında yer alan Alman-Japon ( ne muhteşem bir kombinasyon!) piyanist Alice Sara Ott, Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde bir konser verdi.

 


Konserde ilk önce orkestra Richard Wagner'in Rienzi Operasının Uvertürü'nü seslendirdi. Orkestrayı dünyaca ünlü şef Ion Marin yönetiyordu.Verilen kısa aranın ardından (sahneye piyano geldi) konserin en keyifli dakikaları başladı.


Alice Sara Ott o eşsiz tekniğiyle Franz Liszt'in 1.nolu piyano konçertosunu seslendirdi. Erken bilet almanın faydaları- sahneye o kadar yakındım ki müzikle beraber sanatçının el hareketlerini takip ederken ister istemez büyüleniyorsunuz. Benim için hakikaten unutamayacağım akşamlardan bir tanesi oldu diyebilirim.



Yoğun alkış tufanı altında bizleri kırmayan sanatçı, bir kez daha piyanonun başına geçerek aldığımız hazzın biraz daha sürmesini sağladı. Dikkatimi çeken bir diğer husus da sanatçının sahneye yalın ayak çıkmasıydı.


Verilen aradan sonra orkestra Johannes Brahms'ın 4 nolu. Mi Minör senfonisini seslendirdi. Daha önce hiç canlı dinlemediğim bu eser de oldukça başarılı bir şekilde icra edildi. Hakikaten Bilkent Senfoni Orkestrası Ankara'nın yüz akı sanat kurumlarının başında geliyor.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Ahmet Güneştekin / Yüzleşme-Encounter Sergisi

Ankara'nın yüz akı olan Cer Modern her ne kadar İstanbul Modern seviyesine ulaşmasa da yine de farklı ve güzel etkinlik ve sergilerine devam ediyor. Nisan ayına kadar açık kalacağı söylenen sonrasında 15 gün daha uzatılan sergiye çok istememe rağmen ancak Nisan ayının başında ziyarette bulunabildim.



Kendi sitesindeki tanıtım şu şekilde:


''CerModern, "Yüzleşme" başlıklı sergisiyle Ahmet Güneştekin'i ağırlıyor.

Sanatçı, Anadolu ve Mezopotamya özelinde Sanatı ve İnsanı, Ankara'da yüzleştiriyor!


18 yıldır Anadolu ve Mezopotamya'da sanat, tarih, gastronomi, mitoloji ve sözlü kültürün izini süren Ahmet Güneştekin, 60'a yakın sanat insanıyla birlikte Türkiye'nin 81 ilinin tamamında gerçekleştirdiği sergi ve panellerle, 10 bine yakın çocukla yaptığı atölye çalışmalarıyla sanatı ve insanı bir araya getirdi. Ahmet Güneştekin, "Güneşin İzinde" adını verdiği gezileri boyunca, "Yerelden evrensele…" bir perspektiften yaptığı araştırmalarla özgün sanatı arasında kurduğu dinamik bağlardan hareketle; dinler, savaşlar, doğa ve insanlık suçları gibi evrensel konuları işlediği son 6 yıllık dönem çalışmalarını "Yüzleşme" tema ve başlığıyla sergiliyor.

İstanbul'da başlattığı "Yüzleşme" başlıklı "Uluslararası Sergi Dizisi"nin ikinci ayağını CerModern'de gerçekleştirecek olan Güneştekin'in "güncel-kişisel" sergisi kapsamında "Paradoks", "Yüzleşme", "Kâbe'nin Bekçileri", "Tanrıların İhaneti" ve "Kutsal Yüzleşme" serisi son dönem çalışmalarıyla birlikte "İnkâr", "Bellek" ve "Pervane" adlı video çalışmaları sergilenecek. "Yüzleşme" kapsamında "Düdük" ve "Dokunulmazlık" adlı son video-art çalışmaları da ilk defa Ankara'da izleyiciyle buluşacak. "Çağ Tufanı", "Güneş'e Açılan Kapılar", "Cennet Kapısı", "Kâinatın Yedi Sırrı" adlı boyutlu-karışık teknik eserlerle "Âdem'in Kaburgaları", "Saf Adalet" ve "Güneş Patlamaları" serisi heykeller de Ankara "Yüzleşme"sinde sergilenecek.

Ankara'nın ardından Diyarbakır'da sergilenme ihtimali bulunan "Yüzleşme" sergisi, Nisan ayında Hewlêr'de (Erbil), Haziran'da Venedik Bienali kapsamında Venedik'te ve 2013'ün son aylarında Berlin'de gerçekleştirilerek bu yılın programını tamamlamış olacak. 2014 yılı içinde de Stockholm, Oslo, Zürih ve Fransa'nın 5 önemli müzesine taşınacak olan "Yüzleşme" bu sergilerle birlikte, Türkiye'nin çağdaş sanat alanında dünyaya açılan en büyük sanat projesi sıfatını da kazanmış olacak.

Ahmet Güneştekin, "Uluslararası Sergi Dizisi"yle, sanatın, kültürler-düşünceler-arası iletişim ve anlaşım üzerindeki olumlu gücünü; Mezopotamya ve Anadolu'nun yakın tarihinde işlenen doğa ve insanlık suçları özelinden ele aldığı "Yüzleşme" temasıyla, bağımsız uluslararası bir harekete dönüştürmeyi hedefliyor.

Ahmet Güneştekin'in Yüzleşme adlı sergisi 22 Ocak-14 Nisan 2013 tarihleri arasında CerModern'de ziyaret edilebilecek. ''







Ben kendi adıma sergiyi çok beğendim. Özellikle yüzleşme konulu eserler teknik olarak da oldukça farklıydı. En beğendiğim Cennetin Kapıları isimli eser oldu. Ankara'daysanız mutlaka görülmelisiniz diyorum.[Son iki fotoğraf hariç diğerleri internetten alıntıdır. Son iki fotoğraf cep telefonu kamerası ile çekildiği için ışık ayarı pek iyi olmamış kusura bakmayın artık :) .]



28 Mart 2013 Perşembe

Alexander Markov ve CSO Konseri

Geçtiğimiz Perşembe akşamı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası haftalık konserlerinde konuk şef Vachtang Matchavariani orkestrayı yönetti. Solist olarak da ünlü kemancı Alexander Markov orkestraya eşlik etti.

Rus aslıllı Amerikalı Kemancı Markov konserin ilk yarısında Vivaldi'nin belki de en ünlü eseri olan Mevsimleri seslendirdi. Orkestranın tamamı bu ilk bölümde sadece yaylılardan oluşurken, Markov gerek tekniği gerekse ustalığıyla tüm salonu adeta büyüledi. Yoğun alkış sonrası sahneye tekrar gelen sanatçı Türkçe olarak ''Sizlere şimdi Paganini çalacağım'' diyerek bu güzel geceden aldığımız zevki biraz daha uzattmış oldu. En kısa zamanda sanatçının albümlerine ulaşmak özellikle de 24 kapris yorumunu bulmak farz oldu.

Konserin ikinci yarısında orkestra Mozart'ın Sihirli Flüt operasının üvertürünü ve 39. Senfoniyi seslendirerek bu geceyi noktaladı. Not olarak belirtmemde fayda var son yıllarda gittiğim CSO konserleri içerisinde en kalabalık seyirci grubunun olduğu konserdi ve bir çok insan konseri ayakta merdivenlerde izledi. Bir an önce CSO'nun yeni konser salonu tamamlansa da böyle iyi sanatçılar geldiğinde daha fazla insan izleme şansı bulabilse.


27 Mart 2013 Çarşamba

Dar Ayakkabıyla Yaşamak

Geçtiğimiz hafta fırsat yaratıp tiyatroya gittim. Bir gün önce olduğundan da bu oyuna bilet aldım.Genelde oyun hakkında pek araştırma yapmadan giderim tiyatroya ki ön yargısız izleme şansım olsun. Dar Ayakkabıyla Yaşamak, Diyarbakır Devlet Tiyatrosunun sahneye koyduğu Duşan Kovaçeviç'in yazdığı ve yönetmenliğini Engin Altan Düzyatan'ın yaptığı sistem eleştirisi olarak adlandırılabilecek bir oyundu. Konusu kısaca şöyle: Özelleştirme sonucu kapatılan bir ayakkabı fabrikası...  Uğradıkları haksızlığa karsı çıkan 5 isçi... İşveren ve medyanın işbirliği ile bu hakli direnişin bir ölüm oyununa dönüşmesi... 


Dekor tasarımı Kaan Güreşçi’ye, giysi tasarımı Candan Günay’a, ışık tasarımı İzzettin Biçer’e ait olan oyunda Mümtaz Aydoğan Mengi, M. Lebip Gökhan, Özden Gököz, Ercan Kılıçarslan, N. Özgün Çoban, Dilek Mengi ve Gülizar Oltulu rol alıyor.


Genel olarak vasat bir oyunculuğun sergilendiği yer yer gülümseten yer yer düşündüren, mesaj kaygılı bir oyundu. Ama yine de hoş bir akşam geçirdiğimi söyleyebilirim.


Son not; sahnede silah olunca mutlaka patlar sözü yine gerçek oldu. Aman siz bu oyunu seyrederseniz silah patladığında benim gibi fazla ürkmeyin.Üstelik de oyundan önce anons ile uyarı yapılmasına rağmen. Bu arada bu yayın tam da Dünya Tiyatrolar Gününe denk geldi. Tüm tiyatroseverlerin günü kutlu olsun.


18 Mart 2013 Pazartesi

Angela Hewitt ve Bilkent Senfoni Konseri

Yine program çıkar çıkmaz ajandama kaydettiğim ve biletler satışa çıkar çıkmaz aldığım sonrasında sabırsızlıkla beklediğim bir konserdi. 8 Mart Kadınlar Günü münasebetiyle daha da anlam kazanan konserde dünyaca ünlü piyanist Angela Hewitt, Bilkent Senfoni Orkestrasıyla birlikte sahne aldı.


Dünyanın belki de sayıı Bach yorumcularından birisi olan Angela Hewitt aynı zamanda orkestrayı da kendisi yönetti.
Porgram özenle seçilmiş ve Bach'ın belki de en bilinen ve en sevilen eserlerinden oluşuyordu:

J.S. Bach | Piyano Konçertosu No.3, Re majör, BWV.1054
J.S. Bach | Piyano Konçertosu No.6, Fa majör, BWV.1057 
J.S. Bach | Brandenburg Konçertosu No.5, Re majör, BWV.1050 
J.S. Bach | Piyano Konçertosu No.1, Re minör, BWV.1052


Konser gerçekten harikaydı. Hiç bitmesin istedim adeta.Zaten salondaki alkış yağmuru nedeniyle Hewitt bizlere bir kaç parça daha çaldı.


Kemancı İrina Nikotina Angela Hewitt'e solo performansıyla eşlik etti.




Harika bir konser izlemenin huzur ve mutluğu içerisinde Hewitt'i çılgınca alkışlamaktan kendimizi alamadık.